GenelSağlık

Hasta dosyasının tamamı hastaya verilmeli mi? / Psikiyatri Örneği

“Başvuran’ın Psikiyatri Polikliniği’ndeki tedavisine ilişkin hasta dosyası örneğinin tarafına verilmesi talebi hakkında” (Ombudsmanlık) Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen Tavsiye Kararı’nın tamamı PDF olarak, aşağıda ise özeti sunulmaktadır.

Başvuran özetle; … Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde muayene olduğunu, hasta dosyasının örneğini talep ettiğini, ancak “Adı geçenin teşhisi konusunda net bir sonuca varılamaması, muayene kayıtlarının hasta tarafından anlaşılmasının güç olacağı ve hastanın bundan çıkarabileceği yanlış yorumların hasta üzerinde olumsuz bir sorun teşkil edeceğinden, poliklinik dosyasının hastaya verilmemesinin doğru olacağı” gerekçesiyle kişisel bilgilerine erişimin engellendiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

… Üniversitesi … Rektörlüğü tarafından özetle: Başvuran hakkında; Hasta Hakları Yönetmeliği’nin, “Bilgi verilmesi caiz olmayan ve tedbir alınması gereken haller” başlıklı 19’uncu maddesinde: “1. Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir. Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır. Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir.

Yargıtay’ın SEGBİS Kararı, Teletıp Uygulamaları için emsal olur mu?

Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.” hükmü gereği işlem yapıldığı, Psikiyatri dalının genel özellikleri, bu dalda hizmet veren hekimlerin sır saklama yükümlülüklerinin diğer uzmanlık dallarına göre daha önemli kıldığı, Psikiyatri Servisi’nde sağlık hizmeti almış kişilere ait bilgilerinin “hassas kişisel veri” niteliğine haiz olduğunun düşünüldüğü, başvuranın teşhisi konusunda net bir sonuca varılamaması, muayene kayıtlarının hasta tarafından anlaşılmasının güç olacağı ve hastanın bundan çıkarabileceği yanlış yorumların hasta üzerinde olumsuz bir sorun teşkil edeceğinden poliklinik dosyasının hastaya verilmemesinin doğru olacağı kanaatini taşıdıkları hususları bildirilmiştir.

*-*

Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu tarafından özetle; Başvuran’ın … Tıp Fakültesi Hastanesi BaşHekimliği’ne başvurarak Hastane’nin Psikiyatri Bölümü’nde muayene olduğundan bahisle hasta dosyasının aslının ya da bir örneğinin tarafına gönderilmesini talep ettiği, talebinin reddedilmesi ve resmi yazı ile başvurulması halinde muayene bulgularını gösterir yazı verilebileceğinin bildirilmesi üzerine de Kurul’a itiraz başvurusunda bulunduğu, Başvuran’ın itiraz başvurusunun ve ilgili kurumun cevabi yazısının incelenmesi neticesinde, itiraza konu Bilgi Edinme Başvurusu’na 4982 sayılı Kanun’a uygun şekilde cevap verilmediği değerlendirildiğinden 05/08/2020 tarihli Kabul Kararı ile ilgili itiraz başvurusu usul yönünden kabul edilmiş ve başvuru sahibinin dilekçesine 4982 sayılı Kanun ile ilgili mevzuat uyarınca cevap verilmesi gerektiğinin ilgili Kurum’a bildirildiği, Başvuran’ın itiraz başvurusunun kabul edilmesine rağmen ilgili belgelerin tarafına verilmediğinin beyan edildiğinin görüldüğü, Başvuran’ın başvurusunun usul yönünden kabul edildiği, başvurunun esas açısından değerlendirilmediği, başvuruya konu belgelerin başvurana verilip verilmemesi hususunda bir değerlendirilme yapılmadığı hususları bildirilmiştir.

Forum sitelerinde hekim aleyhine yazılan yorumlara erişimin engellenmesi

Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler incelenerek Kamu Denetçiliği Kurumu’nca yapılan inceleme neticesinde; Başvuran’ın … Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Polikliniği’nde muayene olduğu ve burada tutulan hasta dosyasının örneğinin tarafına verilmesini talep ettiği, Başvuran’ın ilgili başvurusunun bilgi edinme başvurusu olduğunun kabulü ile Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde değerlendirilerek işlem yapılması ve başvurusuna cevap verilmesi gerektiği, ilgili Hastane’nin ise başvuruyu Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 19’uncu Maddesi’ne dayandırması ve Psikiyatri Bölümü’ndeki hasta bilgilerinin özellik arz etmesi nedenleriyle Başvuran’ın hasta dosyasının örneğinin verilmesi talebinin reddettiği, ancak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde kişilere tanınan bilgi edinme hakkının ancak yine aynı Kanun’da belirtilen durumlarla sınırlı olduğu, Anayasa Mahkemesi ve Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’nun genel kabulünde de bilgi edinme hakkının geniş yorumlanmasının asıl olduğu, sayılan sınırlama sebeplerinin ise dar yorumlanması gerektiğini belirttiği, başvuranın bilgi edinme talebine konu dosyasında başka kimselerin kişisel verilerinin ihlali sonucunu doğuracak bilgiler var ise bu bilgilerin dosyadan çıkarılarak Başvuran’ın bilgi edinme talebinin karşılanması gerektiği sonucuna varılarak … Üniversitesi Rektörlüğü’nce Başvuran’ın bilgi edinme talebinin reddi sonucunu doğuran iş ve işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

*-*

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuran’ın muayene olduğu poliklinikte bulunan hasta dosyası örneğinin tarafına verilmesi talebinin içeren başvurusunun reddi yönünde tesis edilen işlem hakkında ilgili başvurunun kabulü ile başka kimselere ait kişisel verilerin ihlali sonucunu doğuracak bilgi ve belgelerin dosyadan çıkartılarak Başvuran’a örneğinin verilmesi için … ÜNİVERSİTESİ … REKTÖRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA Karar verilmiştir.

Yargıtay (3.) Hukuk Dairesi ilk malpraktis kararı’nı verdi…

Konu ve ilgili Tavsiye Kararı hakkında değerlendirmelerini ve (varsa) eleştirilerini, Psikiyatri alanındaki iki uzmanlık derneğine sorduk.

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı (Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) Doç. Dr. Koray Başar ile Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Genel Sekreteri (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) Doç. Dr. Mahmut Cem Tarakçıoğlu tarafından gönderilen yanıtlar şöyledir;

Doç. Dr. Koray Başar / Türkiye Psikiyatri Derneği MYK Başkanı

Öncelikle hastaların bilgilendirilme, tıbbi kayıtlarını inceleme hakları gerek Amsterdam Bildirgesi gerek Hasta Hakları Yönetmeliği gerekse Meslek Etiği Kuralları gereği psikiyatride de temel hasta haklarındandır. TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 31. Maddesi’nde; “Hasta dosyalarındaki bilgilerin geniş bir özeti ile bilgi ve belgelerin örnekleri, isteği durumunda hastaya verilir.” denmektedir.

Ancak hastalarımızın bir kısmında istisna oluşturacak durumlar olabileceğinden; Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 19. Maddesi’nde; “Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir. Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.” ve TPD Ruh Hekimliği (Psikiyatri) Meslek Etiği Kuralları’nın Bilgilenme Hakkı başlığı altında yer alan 19. Maddesi’nde “… Ruh hekimi hastaya hastalığı ile ilgili güncel bilgileri vermekle yükümlüdür. Hekim tanının veya bulguların söylenmesinin hastanın ruh sağlığı açısından uygun olmadığını düşündüğü durumlarda vereceği bilgileri sınırlandırabilir.” şeklinde özel bir duruma atıfta bulunulmuştur.

Doktor’a Yönelik ‘Hakaret’ ile ilgili Yargıtay Kararları

Tıbbi muayenelerde kişisel veriler dışında çok özel ve sır niteliğindeki bedensel ve ruhsal sağlık ile ilgili bilgiler edinilir ve kaydedilir. Psikiyatri branşının gerek uygulama gerekse hastaların özelliği nedeniyle çok daha ayrıntılı kişisel bilgiler yanı sıra ebeveynden tutun da bebeklik, çocukluk, ergenlik gibi özgeçmiş ve aile öyküsüne, cinsellikle ilgili bilgiler, alkol-madde kullanma alışkanlıkları ve kişilerarası ilişkiler gibi ruh sağlığını ilgilendiren bilgiler edinilir, ayrıca muayene esnasındaki belirtiler, konuşma şekli, duygulanımı, düşünce içeriği, algı bozulmaları, davranış ve tutumları ele alınır.

Bu sırada ruhsal savunma düzenekleri, gerçeği değerlendirme yetisi, içgörü gibi değerlendirmeler kaydedilir. Yapılmış ise laboratuvar ve psikolojik testlerin raporları veri olarak kaydedilir ve buna yönelik yorumlar olur. Psikoterapi süreci varsa psikoterapist olarak uygulanan psikoterapi kuramına özgü çok ayrıntılı değerlendirmeler ve yorumlar kaydedilir.

Bütün bu detayların içerisinde hastanın kişilik özellikleri, varsa bozuklukları ya da ruhsal hastalığının niteliğine bağlı olarak yanlış değerlendirmesine, bazen muhakeme bozuklukları nedeniyle aşırı düşüncelere kapılmalarına dolayısıyla mevcut bozukluğunun ya da hastalığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir ya da içgörüsü olmayan bir hak arama ya da kötülük görme tipi sanrısal bozukluk gibi ciddi ruhsal hastalıklarda hem hasta açısından olumsuz etkilenme hem de hekim ya da sağlık çalışanları için riskli durumlar oluşabilir.

Bu nedenle kişinin ruhsal hastalığının niteliğine göre psikiyatrist tarafından kişinin kendisi istese bile kişiye ve çevresine yarar-zarar değerlendirmesi yapılarak bazı sınırlamalar yapılarak bilgiler paylaşılabilir.

Söz konusu Kamu Denetçiliği Kurumu Kararı’nda sağlık kurumunun ve hekimin yaptığı bu yarar-zarar değerlendirmesi ve olguya özgü uygulama dikkate alınmamış gibi görünmektedir.

Doç. Dr. Mahmut Cem Tarakçıoğlu / Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Genel Sekreteri

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4. Maddesi “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” ifadesini içerirken aynı Kanun’un 21. Maddesi’nde “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.” hükmüne yer verilir. Bir çocuğun ruhsal muayenesi sırasında psikiyatrist tarafından çocuğun sağlık dosyasına kaydedilen notlar, çocuğun doğrudan ağzından çıkan ifadelerin yanında psikiyatristin yorumlarını ya da çocuğun tanısal değerlendirmesine ve tedavi sürecine ilişkin psikiyatristin kendine yönelik hatırlatıcı bilgi notlarını içerebilmektedir.

Adli Tıp Kurumu Raporları’nda ve Yargıtay Kararları’nda ‘Komplikasyon Yönetimi’

Öte yandan ruhsal muayene ve alınan notlar hasta ile hekim arasındaki iş birliğinin, sağlıklı bir tedavi takibinin teminatı niteliğindedir. Kimi zaman çocuğun anne-babası dahil çevresindeki yetişkinlerle paylaşmaktan çekindiği, dile getiremediği duygularının, düşüncelerinin kaydedildiği şahsi bilgiler içerebilmektedir. Hekim, hastanın sağlık dosyasına kaydettiği bilgiler arasından tanı ve tedavi sürecine ilişkin bilgileri bakım verenler ile paylaşır. Ancak aynı dosyada kendi takibini kolaylaştıracak bilgi notları ya da çocuğun rızası olmadığı durumlarda, içinde suç teşkil eden bir unsur bulunmadığı sürece, çocuğun doğrudan kendi ifadelerini içeren notlara ya da bu ifadelere ilişkin kendi yorumlarını bakım verenler ile paylaşmaz. Bir çocuğun ruh sağlığı dosyasına erişmek istendiğinde, bu husustaki kendi görüşünün de alınmış olması şarttır.

Zira Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. Maddesi’ne göre; “çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı” vardır. Ancak aile içi hiyerarşik ilişki göz önünde bulundurulduğunda bir çocuğun ailesinin kendi talebine karşı görüş bildirmesinin güç olabileceği, zorla onamının alınmış olabileceği dikkate alınmalıdır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda; çocuk ruh sağlığı dosyasının bir kopyasının olduğu gibi çocuğun kendisi, velisi ya da vasisi ile paylaşılmasının “kişinin bilgi edinme hakkı” özelinde bir hak kazanımından ziyade hasta-hekim ilişkisini zedeleyebileceği dahası “çocuğun sağlıklı olma hakkı” kaybına yol açabileceği düşünülmektedir. Dahası bir psikiyatristin hastası, hastasının ailesi ya da sosyal çevresi hakkında aldığı bilgileri ve kendi şahsi görüşlerini de barındırabilen sağlık dosyası kayıtlarının herhangi bir kişi ya da kurum ile paylaşılmadan önce hekimin de olurunun alınması şart olmalıdır.

Sonuç olarak, konu hakkında düzenlenen Ombudsmanlık Kararı’na göre; “… başka kimselere ait kişisel verilerin ihlalini içerecek bu veriler çıkarılarak başvurana örneğin verilmesi” tavsiyesinin çocuk özelinde tartışılabileceği, ayrıca hastaların ruh sağlığına yönelik bilgi edinme haklarının korunması için hekimin düzenleyeceği, hastalığın tanısı ve tedavi sürecini özetleyen bir Rapor’un ilgililer ile paylaşılmasının uygun olacağı görüşündeyiz.

‘Hasta’ ihtilaflarında alternatif uyuşmazlık çözümleri

(Ombudsmanlık) Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen Tavsiye Kararı ve konu ile ilgili görüş ve eleştirilerini bildiren Uzmanlık Dernekleri’ne ve sayın hocalarımıza teşekkürlerimizi sunarız. Konunun, Psikiyatri Uzmanlığı özelindeki hukuki, tıbbi ve etik boyutları ile ilgili düşünce, görüş ve öneri ve eleştirilerinizi sayfamızın altına yorum bölümüne yazarsanız, çok seviniriz.

EK: (Ombudsmanlık) Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen Tavsiye Kararı’nın PDF haline şu:>>> linkten ulaşabilirsiniz.

Av. Arb. Ümit Erdem / [email protected]
ÜMİT ERDEM KİTAPLARI:>>>

Source link

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu