GenelSağlık

İnsan olarak varolmak ve sorumluluk almak

GİRİŞ: Psikolojik sağlığın bir göstergesi de erdemli ve vicdanlı olmaktır. Otoriteye itaat edenler sorumluluk almazlar ve sorumluluğun getirdiği başarı duygusunu da yaşayamazlar. Yaşanmamış duygular, vicdanın gelişmesine engel olur. Özgürce karar vermek, davranışların sorumluluğunu da almaktır. Birey, otorite istediği için değil kendisi istediği için bir karar verir ve kararının sonucuna katlanır. Bu da bireyi geliştirir.

ÖZET

Sorgulamadan otoriteye itaat, bireyin ahlaki bilincinin gelişmesini kösteklemekle kalmayıp içindeki gücü de azaltır. Dış kaynaklı söylemlere itaatte kusur etmeyenler uzun vadede sorumluluk gerektiren kararlardan kaçınmaya, vicdani duyarlılıklarını yitirmeye başlarlar. Fakat en sonunda bu bireylerin iyiliğe ulaşma ve bunun getireceği sevinci yaşama istekleri yok olur. Çünkü kendisi kendi iradesiyle karar alıp uygulamamıştır.

Otorite kararları almıştır. O sadece uymuştur. Yani başarı veya başarısızlık otoriteye aittir. Bu birey başarının hazzını alamaz. Başarısızlığın da acısını hissetmez. Dolayısıyla vicdanı gelişmez ve erdem sahibi olamaz. Spinoza’nın dediği gibi, erdemin ödülü mutluluk değil bizzat erdemli olmanın kendisidir. Ahlak konusundaki otokontrolü elinden alınmış birisi haliyle erdemli olabilme ve mutluluğu yakalama gücünden vazgeçmiş sayılır. Bundan dolayı etrafına öfkeli, şiddet eğilimli, gelişime kapalı, eksiklik hisseden bir birey olur.

Bu insanların nelerden vazgeçtiklerini daha iyi görmek için “itaat ahlakı”nın ve “benliği arka plana atmak suretiyle iyi olma”nın modern kültürde nasıl bir yer edindiğine bakmamızda yarar var. Geriye dönüp baktığımızda bu düşünce kalıbının başlangıcını sanayileşme ve kapitalizmin ortaya çıkış yıllarında buluyoruz. Mekanik kalıplaşmaya uymak, iş ve tutumluluk kurallarına boyun eğmek, o zamanlarda hem sosyal hem de ekonomik zaferi getiren unsurlardı. Kısaca itaat kurtuluşu sağlıyordu da diyebiliriz bu periyot için.

Bununla birlikte baskın ve silik bir karakter yapısı birliktedir. Birey, sadizm veya mazoşizm arasında gidip gelir. Güçlü olduğunu hissettiği yerde kendisi ezer. Yani efendidir (baskın olur). Güçsüz olduğunu gördüğünde kendine acı çektirir (köle olur). Yani sürekli ilgi ve bakım arayanlar, aynı anda başkaları üzerinde baskı kurmak isterler. Goethe bu psikolojik gerçeği çok güzel belirtir:

“… zira her biri, yönetecek güçten yoksun kendi iç benliğini, yine de pek meraklıdır idare etmeye komşusunun iradesini; kendi mağrur benliği devamlı boyun eğiyor olsa da.​“

Günümüzde yapılan tartışmaların insanların sorgulamasını eleştiren otoriteye itaat edilmesini emreder tarzda yazılar ve paylaşımlar çoğalmaktadır. Sokrates’in dediği gibi: “Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değer değildir.” Sorgulamak başarmayı, başarmak mutluluk, haz ve özgürlüğü getirir. Psikolojik yönden sağlıklı olmak, sorumluluk almakla paraleldir. Hayatınızın sorumluluğunu alın.

Source link

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu