GenelSağlık

Kalın bağırsak kanserine bağlı ölümlerin %60’ı tarama testleriyle önlenebilir

Dünyada 50 yaş üstündeki kişilerde kalın bağırsak kanseri vakalarının kolonoskopi gibi tarama testleri sayesinde her yıl düştüğünü söyleyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihangir Akyol, ancak genç yaşta görülme sıklığının ise arttığını söyledi. Kalın bağırsak kanserinin ağırlıklı olarak yüzde 80’e yakın oranda 50 yaş üzerinde görüldüğünü hatırlatarak, Doç. Dr. Akyol, “Hastalığın yaklaşık yüzde 15-20 civarı 50 yaş öncesinde görülmeye başladı. Bu da yine dünyadaki bazı bilimsel dernekleri tarama yaşını 45’e çekmeye doğru yöneltiyor. Yakın zamanda ülkemizde de tarama yaşını 45’e çekmek gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Hastalıkla ilgili bir belirti ve semptom görüldüğünde hekime başvurmanın ve tarama testlerini yaptırmanın hayati önem taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Akyol, “Tarama testleriyle kolorektal kansere bağlı ölümlerin yüzde 60’ını önleyebilir durumdayız. Hiçbir şikayetiniz olmasa bile 50 yaşın üzerinde ki herkes gaitada gizli kan testi veya kolonoskopi gibi tarama testlerini yaptırmalıdır” dedi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ev sahipliğinde, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği ve Kanserle Dans Derneği’nin katkıları ile “Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Ayı” çerçevesinde “Kayıp bir saat mi kazanılan bir hayat mı?” konulu basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihangir Akyol ve Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan katıldı.

Rektum kanserinde dört kat, kolon kanserinde iki kat artış var

Toplantıda konuşan Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, kalın bağırsak kanserinin düzenli taramayla erken teşhisi en kolay kanserlerden biri olduğunu vurgulayarak, 2013’ten bu yana 50 yaş üstü için uygulanan tarama programıyla bu yaş grubunda teşhis-tedavi anlamında bir iyiye gidiş olduğunu anlattı. Prof. Dr. Kuzu, “İleri yaşta kalın bağırsak kanseri azalırken, genç yaşta maalesef tarama tetkikleri olmadığı için özellikle kalın bağırsağın son bölümü olan rektum kanserlerinde dört kat artış var. Kalın bağırsak yani kolon kanserinde de iki kat kadar artış söz konusu” dedi.

Bir polipin kanserleşmesi yaklaşık 8-10 yıl sürüyor

Prof. Dr. Ayhan Kuzu, kolorektal kanserlerin yüzde 90 kadarının polip zemininde geliştiğini ve küçük çaplı bir polipin ortalama kansere dönüşmesinin yaklaşık 8 ile 10 yıl civarında sürdüğünü söyledi. Poliplerin çıkarılmasının son derece önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Kuzu, “Aslında bir anlamda polipleri çıkarmamız için bize yeterli zaman tanıyor. Bu sürede yapılacak tarama testlerinin amacı örneğin; meme kanseri tarama testlerinden biraz farklı. Buradaki ana amaç erken tanı değil, hastalığı önlemek, yani engellemek. Elbette erken tanı da ikincil olarak önemli bir kazanım, fakat öncelikle kolonoskopiyle hastayı hastalıktan kurtarma, hastalığın oluşmasını önleme imkanımız bulunuyor” diye konuştu.

Herkes soy ağacına baksın

Modern yaşamla birlikte genetiği oynanmış gıdaların çok tüketilmesi, obezite ve hareketsiz yaşamın kalın bağırsak kanserinin nedenleri arasında olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ayhan Kuzu, şunları söyledi: “Genç nüfusun çoğu dışarıda hızlı yemek yiyor ve nasıl piştiği belli olmayan gıdalar tüketiyorlar. Çok kızgın ateşte pişen yemekler veya devamlı et tüketimi, yeterli besin ürünlerinin tüketilmemesi bütün bunlar zemin hazırlıyor.

Lütfen herkes ailesine ‘bizim ailemizde bağırsak kanseri var mı’ diye sorsun. Herkes soy ağacına baksın. Eğer soy ağacında birden fazla kanser varsa, mutlaka doktora gidip, tarama tetkiki yaptırması gerekiyor. Gençlerde vurdumduymazlık var. “Bu yaşta kanser mi olur, geçer” diye doktora geç gitme daha fazla. Bu nedenle de genç yaşta görülen kanserler 50 yaş üstüne göre daha ileri evrede bize geliyorlar.”

Gaitada gizli kan kiti yardımıyla kalın bağırsak kanseri taraması

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihangir Akyol ise kalın bağırsak kanserinin dünyada ve ülkemizde 3. sıklıkta görülen bir kanser türü olduğunu, kansere bağlı ölümlerin de ikinci nedeni olduğunu bildirdi.

Kalın bağırsak kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Akyol, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada yılda ortalama 2 milyon kişi kalın bağırsak kanseri tanısı alıyor, 1 milyon kişiyi de maalesef kalın bağırsak kanserine bağlı sorunlardan kaybediyoruz. Tüm dünyada tarama programları bu hastalığın hızını düşürmede etkin. Ülkemizde de bu konuda son yıllarda ciddi çalışmalar var. Sağlık Bakanlığı’nın uzunca süredir yürüttüğü tarama programları mevcut” diye konuştu.

Tarama programı denildiğinde insanların aklına hemen kolonoskopinin geldiğini belirten Doç. Dr. Akyol, şu bilgileri verdi: “Bir tek tarama programı kolonoskopi değil. Şu an aile çocuk sağlığı merkezlerinde, KETEM’lerde dağıtılmakta olan gaitada gizli kan kitleri mevcut. Bu kitler kimlere kolonoskopi yapılacağını gösteriyor. Hasta olmayan bireyler kitleri bu merkezlerden alıp, evde kendi kendilerine uyguladıklarında sonuç gaitada gizli kan pozitif geldiğinde, aile hekimleri ya da KETEM hekimleri tarafından kolonoskopi yapılan merkezlere yönlendiriliyor ve bu hastalara kolonoskopi yapılarak erken tanı ya da kanser öncesi dönemde, polip aşamasında tanı konularak hastalık sonlandırılabiliyor.”

Hemoroid ile karıştırılması tanıyı ve tedaviyi geciktirebilir

Kalın bağırsak kanseri gelişen bir hastada iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, özellikle demir eksikliği anemisi denilen gizli kanama gibi şikayetlerin görülebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Cihangir Akyol, en önemli bulgunun makattan kan gelmesi olduğunu vurguladı.

Yaygın görülen sağlık sorunlarından biri olan hemoroidin en belirgin özelliğinin de makatta kanama olduğunu belirten Akyol, şunları söyledi: “Toplumumuzda maalesef makattan kan geldiği zaman bu durum hemen hemoroid yani halk arasında basur denilen hastalık lehine yorumlanıyor. İnsanlar komşularından, eczaneden ya da aktardan gidip bir hemoroid ilacı alıp, kullanıyor. Bu da yine kalın bağırsak kanserini gölgeliyor. Rektum kanseri yani kalın bağırsağın son kısmının kanserinin tanısını almış hastalara baktığınızda neredeyse yüzde 50’sinin son bir yıl içerisinde kendi kendilerine ya da bilinçsiz bir şekilde hemoroid tedavisi aldıklarını görüyoruz. Bu da bize durumun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bir insanın büyük tuvaletinde kan geliyorsa, bu mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmayı ve mutlaka bir endoskopik muayeneyi gerektirir. Kişi elli yaşın üzerindeyse, bütün kalın bağırsağın taranmasını, elli yaşın altındaysa kalın bağırsağın son 20-30 santiminin taranmasını gerektirir. Hemoroide bağlı şikayetler Türk toplumunun yüzde 50’sinde görülüyor. Böyle bir kanamanız olduysa, bir hekimden destek almak gerekiyor.”

Erken tanı için farkındalık yaratarak, birçok hayatın kurtarabilir

Toplumda kolorektal kanserlere ilişkin farkındalığın artırılmasının çok önemli olduğuna işaret eden Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan, kalın bağırsak kanseri olarak da bilinen kolon kanserinin önlenebilir, teşhis edilebilir ve tedavi edilebilir bir kanser türü olduğunu vurguladı.

Özellikle pandemi sebebiyle kalın bağırsak kanseri belirtileri yaşayan kişilerin hastaneye gitmekten çekindikleri için gerekli taramaları yaptırmadıklarını ifade eden Gürkan, “Kalın bağırsak kanseri erken teşhisle önlenebilir bir hastalık. Özellikle 50 yaş üstü kadın ve erkek herkesin kontrollerini yaptırmaları hayat kurtarıyor. Hep birlikte erken tanı konusunda farkındalık yaratarak, birçok hayatın kurtulmasına yardımcı olabiliriz” dedi.

Kanserle Dans Derneği’nin “Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Ayı” etkinlikleri kapsamında Ankara Üniversitesi yerleşkesinde kurduğu dev kalın bağırsak maketi ve burada yaptığı bilgilendirmeler de katılımcılar tarafından ilgi gördü.

Source link

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu