GenelSağlık

Rozase (gül) hastalığını tetikleyen en önemli faktör güneş ışığı

Halk arasında ‘Gül Hastalığı’ olarak bilinen ‘Rozase’nin hastaların yaşam kalitesini etkileyen, kronik ve tekrarlayıcı bir cilt hastalığı olduğunu belirten Türk Dermatoloji Derneği (TDD) Akne Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, rozase’yi tetikleyen en önemli faktörün güneş ışığı olduğunu söyledi. Sıcakta damarların genişlediği ve bazı inflamatuvar maddeler salgılandığı için deri lezyonlarının şiddetlendiğini anlatan Prof. Dr. Karadağ, her türlü sıcaktan kaçınmaları konusunda hastaları uyardı.

Rozase hastalarının cilt bakım uygulamaları konusunda çok dikkatli olması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Karadağ “ Uygun olmayan cildi soyan ve tahriş eden işlemler, ürünler, asit içerikli kozmetikler, keseleme, peelingler ve soyucu lazerler sonrası cilt bariyerinin yerine gelmesi zorlanmakta, hatta bazı hastalarda bu tarz uygulamalar sonrası hastalık başlayabilmektedir” dedi. Karadağ, Gül Hastalığı’nın kronik bir hastalık olduğunu hatırlatarak, en uygun tedavi seçeneğinin dermatolog tarafından uygulanacağının altını çizdi.

Hastalık hakkında bilgilendirmede bulunmak ve farkındalık yaratmak amacıyla Nisan ayının son haftası Türk Dermatoloji Derneği tarafından “Rozase (Gül Hastalığı) Haftası” ilan edildi. (TDD) Akne Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, bu kapsamda Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı.

Deri hastalıklarında sık görülen Rozase hastalığı belirtileri nelerdir? Hastalığın başlangıcı nasıl olur?

Prof. Dr. Karadağ: Rozase hastalığında genellikle ilk olarak yüzde kızarıklık atakları ortaya çıkar. Bu ataklar başlangıçta gelip geçicidir, ancak yıllar içinde kızarıklık kalıcı hale gelmektedir. Bunun üzerinde ufak kılcal damar çatlamaları oluşur. Sivilceler ve kabarıklıklar hastalığa eklenebilir. Gözler etkilenebilir, kirpik dibi tutulumu, kızarıklık ve arpacık gibi göz bulguları gelişebilir.

Rozase (gül hastalığı) kimlerde görülür?

Prof. Dr. Karadağ: Hastalık genellikle 30’lu yaşlarda açık cilt rengi ve göz rengi olan kadınlarda görülse de esmer kişilerde, daha erken veya daha genç yaşlarda da görülebilmektedir. Erkeklerde daha şiddetli seyredebilmektedir.

Rozaseyi tetikleyen faktörler nelerdir?

Prof. Dr. Karadağ: Rozase genetik bir zeminde gelişse de dış faktörlerden çok etkilenen bir hastalıktır, o nedenle tetikleyici faktörlerden uzaklaşılması hem tedavi hem de tedavi sonrası atakların tekrarlamaması için oldukça önemlidir. Rozaseyi tetikleyen en önemli faktör UV (güneş) ışığıdır. Sıcakta damarlar genişlediği ve bazı inflamatuvar maddeler salgılandığı için deri lezyonları şiddetlenmektedir.

Her türlü sıcaktan (güneş, sıcak banyo, sauna, kaplıca, hamam, SPA, sıcak havuz vb. kullanımı, saç kurutma makinası kullanımı, ütü, yemek buharı, bulaşık makinasından çıkan sıcak buhar, sıcak yiyecek ve içecekler, soba ve benzeri radyan ısıtıcılar, termofor kullanımı) kaçınmalıdır. Ani sıcaklık değişikliklerine maruz kalma, mevsimsel iklim değişikliklerine maruz kalma (soğuk, rüzgar vb.), soğuk hava ve aşırı soğuk maruziyeti de deriyi duyarlandırabilmektedir. O nedenle yüzün soğuktan da korunması gerekmektedir. Örneğin; soğuk ve ayazda yüz örtülmelidir.

Kıyafetler de tetikleyici olabilmektedir, bu nedenle yüze temas ederek tahriş edecek boğazlı kazak vb giyilmemelidir. Soğuk veya aşırı sıcak maruziyetine neden olan, açık havadaki spor aktiviteleri (koşma, tırmanma, kayak, yüzme vb.), açık havada yapılan her türlü aktivite (yürüme, gezi, alışveriş vb.), açık havada spor etkinlikleri de ataklara yol açabilmektedir. Alkol rozase hastalarında atakları artırmaktadır, özellikle şarap ve likörden kaçınmalıdır. Alkol içeren soslar ve boza da tetikleyici olabilmektedir. Kahvenin artık rozaseyi şiddetlendirmediği bilinmektedir, kahve ve çay içilebilir ancak sıcak içilmemelidir.

Rozase hastalarının uzak durması gereken yiyecekler var mıdır?

Prof. Dr. Karadağ: Yiyeceklerle rozasenin ilişkisi iyi bilinmektedir; histaminden zengin gıdalar (fermente/tütsülenmiş/hazır gıdalar, olgun peynir), niasinden zengin gıda tüketimi (ciğer, hindi, ton-somon balığı, yer fıstığı vb.), kapsaisin içerikli gıda tüketimi (biber türleri, acı soslar vb.), sinnamaldehit içerikli gıda-ürün tüketimi (domates, narenciye, tarcın, çikolata vb.), ısı ile ilişkili gıdalar rozaseyi tetikleyebilmektedir.

Cilt florasında artan parazitler rozaseyi tetikler mi?

Prof. Dr. Karadağ: Rozase hastalığının en önemli tetikleyicilerinden biri de deri floramızda yerleşik bulunan demodeks parazitleridir. Bu parazitler kıl foliküllerine yerleşerek rozaseli hastalığı zemininde çoğalarak cildi kurutmakta, kaşıntı ve kızarıklıkta artışa neden olmaktadır. Bu parazitlerin hastalığa eşlik edip etmediği dermatolog tarafından bazı cihazların yardımıyla anlaşılmaktadır. Demodeks tedavisi 4-8 ay gibi uzun sürmektedir.

Rozase hastaları cilt bakımı nasıl yapılmalıdır?

Prof. Dr. Karadağ: Rozasede uygun deri bakımı; temizleme, nemlendirme ve güneşten koruma ile yapılmaktadır. Tetikleyiciler konusunda hasta eğitimi ve doğru kozmetik ürün kullanımı oldukça önemlidir. Deri temizliği deri bakımının önemli bir parçasıdır. Bu amaçla yumuşak temizleyiciler (sindetler ve lipit içermeyen temizleyiciler) kullanılmalı, epidermal bariyer fonksiyonlarını zayıflatan sürfaktanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Rozaseli hastalar yüzlerini ılık suyla yıkamalı, sıcak suyla yıkama ve mekanik travmadan kaçınmalıdır. Tonik kullanmamalıdır. Alkol, formaldehit, mentol, kamfor, sodyum lauril sülfat, nane, karanfil yağı içeren ürünlerden kaçınılmalıdır.

Rozase hastalarında cilt genellikle kuru ve hassastır, derinin bariyer fonksiyonlarındaki bozulma nedeniyle transepidermal sıvı kaybında artış bulunmaktadır. Hastalar özellikle aktif dönemlerde kullandıkları ürünlerle kızarıklık, yanma ve batma gibi tahriş belirtileri tanımlamaktadır. Ne yazık ki bu tür reaksiyonlar hastaların uzun süre rahatlıkla kullandıkları ürünlerle bile gelişebilmektedir. Atak dönemlerinde vazomotor labilite, deri flora değişiklikleri ve deri bariyer fonksiyon bozukluğu tahriş riskini artırmaktadır. Yüz oldukça hassas olduğu için hassas ve kızarık ciltler için özel olarak geliştirilmiş, deriyi nemlendirirken bariyer fonksiyonunu da tamir eden, parfümsüz krem bazlı ürünler tercih edilmelidir. Bu şekilde tedaviye uyum artacaktır. Nemlendirici olarak; üre, glikolik asit, laktik asit, mentol ve kamfor gibi güçlü iritan maddeler içeren ajanlardan kaçınılmalıdır.

Hangi özellikte güneş koruyucular tercih edilmelidir?

Prof. Dr. Karadağ: Rozasede güneş ışınlarından korunmak için en az SPF 30, titanyum dioksit ve çinko oksit gibi inorganik ultraviyole ışık filtreleri içeren güneş koruyucular tercih edilmelidir. Silikon içeren ürünler de (dimethicone, orcyclomethicone ve cyclomethicone olarak etiketlendirilir) rozasede yararlıdır. Ürünler mutlaka parfümsüz (no fragrance/ fragrance free) olmalıdır. Hastalar tüm yıl boyunca güneşten koruyucu kullanmalıdır.

Rozase tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Karadağ: Rozase, cilt yapısından kaynaklanan bir hastalıktır, ne yazık ki tamamen kurtulma imkanı yoktur. Hastalık uzun yıllar devam edebilmekte ve zamanla hafifleme eğilimi göstermektedir. Rozasede uygun medikal tedavi, deri bakımı, tetikleyiciler konusunda hasta eğitimi ve cildin yapısına uygun kozmetiklerin medikal tedaviye eklenmesi ile birçok hastada alevlenmeler önlenmekte, semptomlar ve yakınmalar kontrol altında tutulabilmektedir.

Rozase hastalarında yararlı olan bitkisel tedaviler var mıdır?

Prof. Dr. Karadağ: Çay ağacı yağı rozase (gül hastalığı) tedavisinde başarıyla kullanılan özellikle demodekslere oldukça etkili olan bir bitkisel tedavidir. İyi bir nem sağlayan, anti-inflamatuvar ve antioksidan özellikleri kolloidal yulaf, niasinamid, krizantem, meyan kökü, çaylar, aloe vera, papatya, zerdeçal ve mantar ekstreleri kullanılabilir. Göz rozasesinde omega 3 yağ asitleri oldukça yararlıdır. C vitamini, selenyum, çinko ve balık yağı destekleri de kısmi fayda sağlayabilmektedir. Ancak bunların hiçbiri medikal tedaviler kadar yeterli olmayıp, medikal tedaviye destek olarak kullanılabilir. Rozase hastalarının prebiyotik ve probiyotik içeren, liften ve posadan zengin diyetle beslenerek sağlıklı bir barsak mikrobiyomu sağlamaları önerilmektedir.


Source link

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu