GenelSağlık

Türkiye’de 3,5 milyon bacak ve ayak yarası olan yaşlı hasta bulunuyor

Yara tedavisinin önemli bir süreç olduğunu, basit bir tedaviyle geçiştirilebilecek bir konu olmadığını söyleyen Yara Bakımı ve Doku Onarımı Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Uncu, “Üzerine bir pomad sürerek iyileşen yara yoktur. Tedavinin prensipleri vardır ve bunları iyi uygulayan eğitimli hekim ve hemşirelere ihtiyaç vardır” dedi.

Güven Hastanesi ve Ankara Aile Hekimleri Derneği işbirliğinde, Yara Bakım ve Doku Onarımı Derneği‘nin katkılarıyla düzenlenen “Yara Yönetimi Söyleşileri-1” semineri Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Toplantıya ev sahipliği yapan Güven Hastanesi Evde Bakım Bölümünden Dr. Osman Uğur Özcan, kronik hastalıklar sonucu sıklıkla görülen yaraların önlenmesi, oluşan yaraların tedavisindeki son gelişmeler, modern tıbbi malzeme, ilaç ve cihazlar hakkında bilgi alış-verişini amaçladıklarını söyledi.

Yara tedavisinin önemi

Toplantıda konuşan Oturum Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Uncu, “Yaradaki hayatiyetini kaybetmiş dokular uzaklaştırılmalı ve bölgenin yeterli kanlanması sağlanmalı, yara uygun antiseptiklerle temizlenmeli, enfeksiyon var ise tespit edilerek doğru antibiyotik uygulanmalıdır. Kuru yara nemlendirilmeli, akıntılı yara kurutulmalıdır. Yani ideal nem seviyesinde korunmalı, yaranın evresi ve özelliğine göre doğru pansuman malzemeleri seçilmelidir. Endüstri çok sayıda farklı yeni ürünleri sürekli geliştirmektedir” diye konuştu.

En sık karşılaşılan yaralar; bacak ve ayak yaraları

Yaranın basit bir travmayla oluşabileceği gibi, ciddi bir hastalığın önemli bir bulgusu olarak da ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Uncu, “kronik yara” olarak adlandırılan, iyileşmesi 4 haftadan daha uzun süren yaralara dikkat çekti.

Yara nasıl hızlı iyileşir? Yara çeşitleri ve tedavi yöntemleri

Kronik yaraların yaşlı, yoğun bakım hastalarında çok yoğun görülebildiği dile getiren Prof. Dr. Hakan Uncu, ayrıca çocuklarda da ortaya çıkabildiğini, bu anlamda her yaştan insanı ve tıbbın her branşını ilgilendiren bir olgu olduğunu anlattı.

Kronik yaraların çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Uncu, “Genel olarak yaraların iyileşmesini etkileyen çok sayıda faktörün arasında; diyabet, obezite, kötü beslenme, bağışıklık sisteminin bozukluğu ve tabii ki sigara tiryakiliği en ön sıralarda gelmektedir” dedi.

Prof. Dr. Uncu, en sık karşılaşılan yaraların bacak ve ayak yaraları olduğunu belirterek, “Şu anda ülkemizdeki yaşlı nüfusta bacak veya ayak yarası olan 3,5 milyon hasta bulunmaktadır. Bacaklarda ortaya çıkan yaraların ilk sırada yer alan sebebi, toplar veya atardamar hastalıklarıdır. İkinci sırayı diyabetik yaralar alırken, üçüncü sırada travmatik yaralar bulunur. Travmatik yaralar içinde yanık yaraları ve basınç ülserlerine de yer verilmektedir” bilgisini verdi.

Yara bakımı ve yaranın iyileşme süreci ile ilgili uyarı ve öneriler

Diyabet hastalarının yaraları bacak kesilmesine neden olabiliyor

Türkiye ve Dünyada, bacak kesilmesine kadar giden yaraların yarısının diyabet nedeniyle oluştuğunun altını çizen Prof. Dr. Uncu, diyabetik hastalarda damar tıkanıklığı ve gangren riskinin normal kişilere göre beş kat daha fazla olduğunu hatırlattı.

Dünyanın herhangi bir yerinde her 20 saniyede bir bacak kesildiğine ve bacak kesilmesinin de sorunu tam olarak ortadan kaldırmadığına işaret eden Prof. Dr. Uncu, bacağı kesilen hastaların yarısının üç yıl içinde hayatını kaybettiğini, yaşama devam edenlerin de sosyal ve mali sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini belirtti.

Diyabetin geçmişe kıyasla daha genç yaşlarda ortaya çıkmaya başladığını vurgulayan Prof. Dr. Uncu, “2030’da nüfusumuzun yüzde 20’sinin diyabetik olacağı tahmin edilmektedir. Ayakkabı içinde unutulan minik bir taş veya sahilde ayağa batan küçük bir dikenin açtığı yara önemsenmez ve doğru tedavi edilmez ise bazen tüm bacağın ve hatta hastanın hayatının kaybı ile sonlanabilir” diye konuştu.

En önemli unsur yaranın açılmasını önlemek

Prof. Dr. Hakan Uncu, herhangi bir nedenle uzun süre yatan hastalar, felçliler, tekerlekli sandalye kullanan insanların sürtünme sonucu yaralarla karşı karşıya kalabildiğini belirtti. Bu hastalarda en sık kuyruk sokumu bölgesinde yaraların oluştuğunu kaydeden Prof. Dr. Uncu, “Bu durum hastanedeki her klinikte ortaya çıkabileceği gibi, evde bakılmak zorunda olan veya bakımevlerinde yaşayan yaşlı hastalarda ise daha çok görülmektedir. Hareket kabiliyeti sınırlı olduğundan, yara açıldıktan sonra tedavisi çok zor, uzun ve masraflı olmaktadır. Burada en önemli konu, yaranın açılmasını önlemektir” dedi.

Kronik yara bakımı ve diyabet hastalarında yara tedavi yöntemleri

Kovid-19 kronik yaralı hasta sayısında artışa sebep oldu

Covid-19 pandemisinin kronik yaralı hasta sayısında artışa sebep olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Uncu, şunları kaydetti: “Zaman zaman hastanelerimizde çok sayıda yatağın Covid hastalarına ayrılması sebebi ile uzun süre yatması gereken yara hastalarının tedavilerinin zorunlu olarak ertelenmesi bir yana, hastalar da Covid olurum korkusu ile hastaneye başvurularını ertelemiş, evde hatalı pansumanlar yapmış ya da yaptırmışlardır. Öte yandan Covid-19 virüsünün damarın iç çeperini bozarak pıhtılara yol açtığı kesindir. Bu pıhtılar sebebi ile kan akımı zarar görmekte bacaklarda, kollarda ve parmaklarda yaralar açılmaktadır. Ciddi seyreden hastalarda ise, uzun süre aynı pozisyonda zorunlu yatışları sonrası çarşafların sürtmesi ile ciddi yatak yaraları ortaya çıkmaktadır.”

Source link

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu