GenelSağlık

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları’nda Vajinusmus ve Boşanma

Psikolojik ve yapısal nedenlerle kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluklarından biri olan “Vajinismus”; tıp literatüründe “tedavi edilebilir” bir hastalık olarak görülmektedir. Tedavi edilmeyen “Vajinismus” hastalığı; Eşler’in birbirinden uzaklaşmasına neden olmakta, sonucunda ise, Boşanma Davası sebebi olabilmektedir. Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun Kararları gereğince; Boşanma Davaları’nın Temyiz incelemelerinde, Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi; çözüm ve görüm yeridir. Bu yazı ile; “Vajinismus” Hastalığı’nın Boşanma sebebi olup ol(a)mayacağına dair yasal gerekçe ve Yargıtay Görüşü arayışındaki Eşler ve Avukatlar’a yardımcı olmak hedeflenmiştir.

Yazarlar: Av. Arb. Ümit Erdem / Dr. Pınar Çelikkıran Erdem(1)

Toplanan delillerden; “Vajinismus” olan Kadın’ın tedavi için tedavi kurumlarına başvurduğu, tedavi gördüğü, ancak bu tedavi süresinde katılım ve çözüm arayışını birlikte sürdürmesi gerekli olan Erkek Eş’in Kadın’ı tedavisi sırasında yalnız bıraktığı, onunla beraber tedaviyi sürdürmediği, bu nedenle Kadın’ın tedavisinden bir sonuç alınamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Vajinismus problemi nedeniyle cinsel ilişki kurulamaması Kadın’a kusur olarak yüklenemez…(i)

Malpraktis Davaları’nda Yargıtay’da görev değişikliği: 13. Hukuk Dairesi kapatıldı!

Mahkeme’ce; tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret etmeleri nedeniyle eşit kusurlu oldukları kabul edilerek Boşanma’ya karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan Raporlar’a göre; Eşler’in birlikte katılımı ile tedavi edilebileceği belirtilen Kadın’ın “Vajinismus” Hastalığı’nın, Koca’nın eşiyle birlikte tedaviye devam etmemesi nedeniyle tamamlanamadığı da kanıtlanmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında; Boşanma’ya sebep olan olaylarda; Koca’nın, Kadın’a göre daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir.(ii)

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; … her iki tarafın da Kadın’ın Vajinismus Rahatsızlığı’nın tedavisi konusunda üzerlerine düşen görevleri yerine getirmekten kaçındıkları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında; Boşanma’ya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur.(iii)

Kadın’ın, vajinal rahatsızlığı nedeniyle tedaviden kaçındığını gösteren delil mevcut değildir. Aksine, “Vajinismus” rahatsızlığının tedavisi için … tarihinde Doktor’a başvurarak 9 seans tedavi gördüğü, bu tedavinin müspet olarak sonlandırıldığı tedaviyi yapan Doktor tarafından ifade edilmiştir. Bundan sonra Kadın’ın cinsel ilişkiden kaçındığını gösteren bir delil de bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında; “Vajinismus” Rahatsızlığı sebebiyle artık Kadın’a kusur atfedilemez.(iv)

Toplanan delillerden; Kadın’ın “Vajinismus” Hastalığı’nın bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından; Kadın’ın bu hastalığın tedavisinden kaçındığı ispatlanamamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma Kararı verilebilmesi için Evlilik Birliği’nin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı Tanıkları’nın sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir.(v)

‘Hasta’ ihtilaflarında alternatif uyuşmazlık çözümleri

29/07/2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu’nda; “Kadın’ın yapılan muayenesinde Vajinismus belirtilerinin tespit edildiği, tespit edilen bulguların uygun süre ve nitelikte Eşler’in her ikisinin de katılması gereken cinsel terapi ile düzelebileceği ancak söz konusu terapinin tarafların yeterli motivasyon ve katılımı olmadığından gerçekleşmediği, aile-içi çatışmaların mevcut olduğu dolayısı ile Kadın’ın cinsel ilişkiye girmesini engelleyecek ruhsal ve anatomik patoloji saptanmadığının belirtildiği görülmüştür.” denmektedir.

Taraflar 29.08.2012 tarihinde evlenmiş, dava ise 08.10.2012 tarihinde açılmıştır. Evliliğin fiilen yaklaşık 15 gün devam ettiği ve cinsel birleşmenin gerçekleşmesi için eşlerden beklenen makul sürenin geçmediği, erkeğin eşine bu konuda makul süre tanımadığı, Kadın’ın tedaviden kaçındığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Buna göre; Kadın’ın cinsel birliktelikten kaçınması ve buna yönelik tedaviye yanaşmaması vakıalarının kendisine kusur olarak yüklenmesi ve bu kusur belirlemesine göre erkeğin davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.(vi)

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; taraflar … tarihinde evlenmiş, dava ise … tarihinde açılmıştır. Evliliğin fiilen yaklaşık 2 yıl devam ettiği ve cinsel birleşmenin gerçekleşmesi için eşlerden beklenen makul sürenin geçmesine rağmen cinsel birlikteliğin sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar … Devlet Hastanesi’nin 06/03/2017 tarihli Uzman Psikiyatr Doktor imzası ile hazırlanan Rapor’da; “Kadın’ın cinsel birlikteliğin sağlanılmasına engel psikiyatrik bir engelinin olmadığı” belirtilmiş ise de; aynı Hastane’nin Kadın Doğum Uzmanı tarafından hazırlanan Durum Bildirir Raporu’nda; “hastada Vajinismus tespit edildiğinden hymen muayenesinin net olarak değerlendirilemediği” belirtilmektedir. Yine yargılama sırasında ilk derece Mahkemesi’nin de gerekçesinde belirtildiği üzere; davalı Kadın’ın savunmasına ilişkin Hastane bilgisi dahi vermemesi dikkate alındığında; Kadın’ın tedaviye yanaşmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında Boşanma’ya neden olan olaylarda Kadın’ın, erkeğe oranla daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir.(vii)

COVID-19 Pandemisi’nde malpraktis iddiaları için; Yargıtay’dan emsal olabilecek karar

Sonuç yerine:

Emsal Yargıtay Kararları Kapsamı’nda;

  1. “Vajinismus”, (Ancak) Eşler’in birlikte katılması gereken Cinsel Terapi ile tedavi edilebilecek 1 Hastalık’tır.
  2. Eşler’in, Vajinismus Tedavisi konusunda üzerlerine düşen görevleri yerine getirip getirmedikleri araştırılmalıdır.
  3. Erkek/Koca tarafından açılan Davalar’da; Kadın’ın Vajinismus tedavisinden kaçındığının ispatı gerekmektedir.
 1) Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları 
Eğitim ve Araştırma Hastanesi
i) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2015/22961 E., 2016/9519 K., 10.05.2016 T.
ii) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2014/4137 E., 2014/14112 K., 23.06.2014 T.
iii) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2013/18676 E., 2014/1119 K., 22.01.2014 T.
iv) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2014/27856 E., 2015/14479 K., 02.07.2015 T.
v) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2011/114129 E., 2012/10703 K., 25.04.2012 T.
vi) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2018/5437 E., 2019/2300 K., 06.03.2019 T.
vii) Yargıtay (2.) Hukuk Dairesi, 2018/8182 E., 2019/6318 K., 20.05.2019 T.


Source link

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı